İslam esasına göre Rüya...
RÜYA nedir, İslam'ın rüyaya bakışı
ve rüya tanımı..
Hazret-i Âdem (a.s.)'in dünyaya kadem
basmasıyla beraber zâhir olan ve maruf
birçok hâdisatla beraber rüya hâli de zâhir
olmuş, hâlihazırda hakîkatiyle ve zuhûruyla
ehemmiyetini devam ettirmekte. Rüyanın
sahasını tayin ederken sadece kelime mânâsı
olan "rüyet" lafzından yola çıkarsak
Hazret-i Âdem'in mahluk cihetinden var
oluşundan evvel de rüya hâlinden bahsetmemiz
icab edecek. Lâkin gayemiz bu değil. Rüya
hakkında eskilerin tâbiriyle "hurda-i tarîk"
diyebileceğimiz temel bazı malumatı
zikrederek sadra şifa olmasını ümit
ediyoruz. Bu sebepten, günümüzdeki, rüya
denildiğinde akla gelen malum tarifler
çerçevesinde kalmakla iktifa edeceğiz.
Allah Teâlâ'ya yaklaştıran makbul ilimleri
talim ve tahsil eden zevât, bu yakınlık ve
ilimden insanlara da aktarmak gayretinde
bulunmuşlardır. İlmin derinliklerine vâkıf
oluşlarının alâmeti olarak insanlara
suhuletle (kolaylıkla) anlayabilecekleri
şekliyle malumatı aktarmışlar, ilim
satmaktan ziyade ilmin güzelliklerine
özendirmişlerdir. Rüya ve rüya ilmi hakkında
muhtasar (özetlenmiş) bazı bilgileri burada
zikretmek de bu çerçevede doğru olacaktır.
Klasik tarifler üzerinden yürümek tabii ki
faydalıdır ve hatta kaçınılmazdır. Ama
birkaç sayfa atlayarak hemen rüya hakkındaki
söylenmiş sözleri nazarlara vermek de en az
o kadar faydalı olacaktır.
Rüya, Cenâb-ı Hakk'ın, kullarıyla irtibatını
gösteren varlığına ve yakınlığına, dünyasına
ve dinine, ölüme hayata ve hayattan sonraki
her türlü âleme işaret eden en önemli ve
kapsamlı burhan'larından (delillerinden)dır.
Hazret-i Âdem'le başlaması ve insanlığın
efendisi olan peygamberlerdeki zuhûru
rüyanın bizzat insanı alâkadar ettiğine en
güzel işarettir. Şöyle hızlıca insanlık
tarihini düşünürsek Hazret-i Âdem (a.s.)'in
tövbesinin kabul oluş müjdesi, Hz. Havva
(a.s.) ile buluşması, Hz. Nuh (a.s.)'a
gemiyi nasıl inşa edeceğinin talimi, Hz.
İbrahim (a.s.)'in oğulları Hz. İshak ve Hz.
İsmail (a.s.)'in doğum müjdesi, Hz. İsmail
(a.s.) ile Hz. Hacer Validemiz'in Mekke
civarındaki yerleşimleri, Kâbe-i
Muazzama'nın ve Hacerü'l Esved'in yerlerinin
Cenâb-ı İbrahim (a.s.)'e gösterilmesi,
İsmail (a.s.)'in kurban edilmesi hususundaki
emrin tebliğ olması gibi birçok vakıanın
rüya vesilesiyle olması bu hâlin
ehemmiyetine işaret etmeye kâfidir. Kaldı ki
rüya ilmine işaret eden âyetler ve hadîsler,
hatta müstakil bir sûre olan Sûre-i Yusuf bu
ilmin tefekkürüne sevk etmektedir.
İki hadîs-i şerîfi zikrederek mevzua başka
cihetlerden de bakmaya gayret edelim.
Resûlullah (sav) Efendimiz "Nübüvvet
gidicidir fakat mübeşşerat kalıcıdır."
buyurunca Sahabe-i Kiram "Mübeşşirat nedir
ya Resûlallah?" diye sordular. Efendimiz
(sav) "Salih rüyadır." diyerek tebşir
ettiler. (Buradaki salih rüya tâbirine
dikkat çekmek isteriz.) Bir başka hadîs-i
şerîflerinde Fahr-i Âlem saadetle
buyurdular: "Nübüvvet kırk altı kısımdır,
nübüvvetin kırk altı bölümünden biri de
Salih rüyadır." (Âlimler bu hadîs-i şerîfi
şerh ederken Kur'ân-ı Kerîm'in nüzülunun
yirmi üç senede oluşuna ve bu zaman zarfında
altı aylık bölümün rüya ile ikmaline
(tamamlanmasına) işaret ederek, yirmi üç
senenin kırk altıda birinin de altı ay
oluşuna dikkat çekerek tarifin tesadüfî
olmadığını vurgulamışlardır.) Hülâsâ Cenâb-ı
Hakk'ın vahyine mazhar olan peygamberlerin
dahi rüya ile birçok güzelliğe, tebşirata ve
malumata erdirilmesi, mü'minlerin yine rüya
ile birçok müşküllerinin hâlline ve
tebşirata mazhar olmalarına kapı açmıştır.
Bu açılan kapıdan sayısı ancak Cenâb-ı
Hakk'ça malum olan sayısız kişiler nasibdâr
olmuşlardır ve olmaktadırlar.
ileri >>
&
SaNaLKRaL & |